Advert
Advert
IŞIKLAR SA–NDAœREN  DARBELER VAR iA‡iMiZDE
Yonca Pehleven

IŞIKLAR SA–NDAœREN DARBELER VAR iA‡iMiZDE

Bu içerik 614 kez okundu.
Hayat darbelerle dolu aslında doğduğumuz andan son nefese...Elektrik kesintisi içimizde. Darbeler söndürüyor ışıkları hem de görünmez bir elle...
Hayatlarımıza darbe girişiminde bulunuyor her an hem de içimizden gizlice, direnemeyenler ya da farketmeyenler yenik düşüyor.. Hiç durmayan bir işgal var içimizde; zihnimizi, duygu, fikir ya da yüreklerimizi, özgürlüğümüze yönelik...
Kimi zaman toplum yapıyor bunu, kimi zaman gücü elinde bulunduran aslında insanlığı korumakla görevli olanlar kimi zamansa bizim artık korkaklaşan zihnimiz.  Her daim darbe var ama hep tek yöne; alim, bilim- din adamı , fikir üstadı, toplum mimarı, aydınlanma ufukları ve farklılık hazinelerine. Her durumda iç gücü dışa yansıyıp alemi imar etmeye çalışan ya da birilerinin akıntıya girmesine öncü olan , arkasında gölgesi uzun olanlara...
Kimse elindeki kuklaya ya da sessiz seyircilere darbe girişiminde bulunmuyor ya da varlığı sadece dışıyla olanlara...içsel varlığı büyüyüp içine sığmayan ve artık dışa ,dışlara taşanlar kapatılmaya çalışıyor sığamadıkları kendi içinden dolayı hücrelere ve koğuşlara. Ve biri azıcık dışarıya da saçsın içindeki ışığı hemen kapatılmaya çalışılıyor onun ışığı darağacı ile. Oysa alem onun fani varlığı ile değil fikri varlığıyla aydınlanıyor, onlar söndürdüklerini sansalar da ışıkları.
Ve her daim biliyoruz, yeni bir ışık  delmeye çalışacak karanlıkları. Aslında kendi içindekini görebilen önce aydınlatıp kendini az cesaretle aleme tutmaya çalışacak ışığını..Çünkü ışığın fıtratı aydınlatmak etrafını...Aydınlanmaya çalışan aydınlatmaktan da uzak duramaz bulur bulmaz ışığı.... 
Ama asıl darbe bence saçılan ışıkları söndürüp susturma girişiminden çok daha lamba yakmaya cesaret edemeyen zihinlere yapılmakta. Farkında olmadığımız bu tehlikeli darbe ruhu geziyor aydınlanmaya çalışan ufuklarımızda sinsice.
Bebekliğimiz ve çocukluğumuzda girişim ve teşebbüslerimizi hatta soru ve sorgulama, araştırma ruhumuzu engelleyen ebeveynler darbe uyguluyor gelişim ve girişimciliğimize...
Okul sıralarında öğretmen ve arkadaşlar ekleniyor bu darbecilere.. Yaratıcı düşüncelerimiz bu kez darağacında sallanıyor. Medya bizi geçici zevkler, geçici gayeler peşinde koşmaya yöneltiyor; ve kollektif bir yapıya, klonlara dönüştürüyor adeta. "içiniz değil dışınız önemli, onu ışıklandırın" diyor adeta ve fikirler daha filizlenmeden koparılıyor, süslü gösteriliyor beğenilmek ve süsleniyor zihinler değil bedenler sadece. Bir faninin beğenisi aleme yetebilecek duygularımıza set çekiyor. Asıl gayemiz yolundan ediliyor ve yolculuğumuzun yönü bozuluyor...
Bedenlerimiz değil belki ama fikir ve üretkenliğimiz özellikle de duygularımızın enginliği idam ediliyor...Bireyselliğimiz,yardımseverliğimiz, farkındalıklarımız, evrenselliğimiz ve insanlığımız sallanıyor dar ağaçlarında.. Klon, kopya, uyumlu, normal(?) olmamız isteniyor.
Farklı olanlar ya hocalara ya psikolog pedagoglara götürülüyor bu sinsi darbede hücre ve koğuş yerine ya cezalandırılıyor fiziksel değilse bile sözel ve duygusal biçimde, ya da dışlanıp yadırganıyor hem de en güvendikleri tarafından. Toplum baskısı, güçlü olanın baskısı, darbesi; bu kez yükleniyor körpecik zihin, büyümeye çalışan tazecik fikirlere. Çocuklara, gençlere zarar veren bu uygulamalar; büyüklerin hoşgörü, empati, sabrına ve yönlendiriciliğine ve yaşam gayesine de darbe yapıyor aslında...Darbe bu kez içlerimizde çok yönlüce.
Darbeler her daim iş başında. Farklı bir yaşantı, uygun ve normal görülmeyen bir fikir, hayat sezildiğinde başlıyor darbe planları. O fikir büyümeden, kök salmadan engellenmeli ; o farklılar, ışık taşıyanlar hemen normallere(?) dönüştürülmeli... 
Oysa hepimiz ışık taşıyoruz az veya çok içimizde. Ama o kadar çok darbe girişiminde bulunuluyor ki fikir, üretkenlik ve hissiyatımıza duymaz olduk kendi iç sesimizi bile..Susturduk dilimizi kendimize, kulaklarımız kapalı kendi sesimize ve zihnimiz yönelimi bizim dışındaki herşeye...
Artık hisseden, düşünenler anormal...Sadece koşturan, düşünmeden hissetmeden yaşayan normal...Hayatın hızına uyum sağlayamıyor içimizdeki durgunluk. Materyalist hayata, tüketime bu kadar açıkken kendi içimize de başka içlere de kapalı gözlerimiz. Duygu ve fikirlere kör, manaya sağır; maddeye ise apaçık gözlerimiz.
Darbeyi artık kendimiz yapar olduk kendimize. Acı çekmemek, üzülmemek , düşünmemek moda tabirle takmamak için ilaca ve duyarsızlığa yöneldikçe. Oysa acı ve hüzün en iyi ilaçtır kalbe ve aydınlanmaya...Fenadan bekaya köprüdür cesareti olabilene, darbelerden korkmayana...
Şimdi en son ne zaman kalabalıklardan ve meşguliyetlerden çıkıp bir mucize olan kendi yüreğinizi ve en büyük sanat eserlerinden biri olan tabiatın en küçük görünen ama aslında en büyük mana içeren bir parçasını dinlediniz, bir düşünün...Tüm sesleri kapatıp sadece o çiçeği, o taşı, kuşları, rüzgarı...duydunuz , gördünüz ve anlamaya çalıştınuz mı? Eğer hala duyabiliyor, görebiliyorsanız bir dikenin  bir gelinciğin fevkaladeliğini; bir böceğin çabasını, bir çocuğun acısını kulağınız değil yüreğinizle hala; darbeler öldürememiş demektir sizdeki canı...Şimdi dinleyin ve dileyin yalnız Canı değil canları ve Cananı... Kendi çocuğunuza değil yalnız tüm çocuklara hatta varlıklara sunun sevgi ve şefkatinizi.. Biraz anormal olmayı deneyin, "elalem ne der" demekten kurtulup el-Alim in bilgisine tutulun.. Şimdi yürek ve zihin tutulma zamanı..Yürek ve zihninizi ve tüm yürek ve zihinleri dinleyin; tüm canlara yönelin. Artık herkesi darbelerden koruyun, tahammül edememezlik kalmasın farklılıklara, duyarsızlık kalmasın dertlere... Bir an karartın gökyüzünü ve sonra daha net görün hayat gaye ve varlık amacınızı ve içinizdeki ışığı. Yaşayışınız çare ve yardım olsun tüm düşmüş yüreklere... Artık olmasın darbe hayatın hiç bir evresinde,hiç bir şekilde. Kimse kimseyi asmasın ipe, kimse yapmasın kendi insanlığına darbe. Unutmayalım insan olmak hissetmek ve düşünmek, artık duygu ve düşünceler yeşersin ebediyen hem içimiz hem tezahürü iel dışımızda. Artık darbenin hiç bir çeşidinin gölgesi düşmesin insanlığın üzerine...Her daim insani duygulara cesaret ve insan olmanın getirdiği zorluklara direnç, insani hislere hürriyet ve aleme sonuna kadar açık yürek ve darbesiz bozulmamış insanlık dileğiyle...
 
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Memur ve memur emeklisinin gözü bu haberde
Memur ve memur emeklisinin gözü bu haberde
Van'da kaçak göçmen taşıyan minibüs devrildi: 35 yaralı
Van'da kaçak göçmen taşıyan minibüs devrildi: 35 yaralı