Advert
Advert
HiLAR diğer adları ise Sesverenpınar ve A‡ayönü
Mustafa Üzülmez

HiLAR diğer adları ise Sesverenpınar ve A‡ayönü

10 bin yıllık tarih kokan bu şehir Diyarbakır ili Ergani ilçesine bağlı 75 km Güney Batısına düşer. 10 bin yıllık tarihi olan kültür köyü 3 isimle tanılıyor.

Bu içerik 6466 kez okundu.

 

 Hilar, Sesverenpınar, Çayönü. Bu yerleşim yeri m.ö. 7 bin yıl evvel bir zaman uzanır. insanlar göçebe olarak dağınık yerlerde yaşarken buraya gelmişler. ilk kez burada yerleşik düzende bir arada yaşamaya başlamışlar. Köye girişte ilk göze çarpan sağ tarafta kuzeye doğru büyük han mağarası göze çarpar. Mağaranın üstünde misafirhane konaklama yeri var. Mağaralar yapmadır doğa değil. Han mağarasının sağında ve solunda hanın giriş kapısının yanında küçük mağaralar göze çarpar. Onlarda muhafızların nöbet tuttuğu yerdir. Buradaki güvenliği ve mağaralar arası ulaşımı sağlıyormuş. Bu mağaranın dışında birçok irili ufaklı mağaralar daha var. Bir mağaranın kapısında oturmuş bir kadınla ayakta duran bir erkeğin kabartmaları vardır. Kabartmaların etrafındaki bir sıra yazı şimdiye kadar okunamamıştır. Güneye taraf birçok mağaralar vardır bunlara Kasaphane(Goştkâr) veya Yemenici mağaraları adı veriliyor. Burada da kayaya oyulmuş devamlı akan bir su var, bu su kaynağı asırlardır kesilmedi. Bu saydıklarım hepsi köyün güney doğusundadır. Köy şuanda 25-30 hanedir. Köye girince ortada bir şehir harabesi var burası kale diye adlandırılır. Burada da tabi ve yapma mağaralar vardır. Ve yine burada demir yolu tüneli genişliğinde 20 – 30 metre derinliğindeki yapma merdivenli su sarnıcıda buradadır. Sarnıcın en altında taşa oyulmuş bir su kaynağı vardır. Ben kazı yapıldıktan evvelde bu sarnıcını görmüştüm. Kazı yapıldıktan sonrada gördüm. Kazı yapılmadan önce daha iyi durumdaydı ama şimdi ise kimse buraya sahip çıkmamış ve kuyuya sarnıca taş toprak dolmuş. Yetkilileri buradan Güncel Gazetesi aracılığıyla haberdar ediyorum. Kazı yapıldı tarihi su sarnıcı neden temizlenmedi? Üstelikte durduruldu. Kale halkının zamanında su ihtiyacını bu sarnıçtan karşılarmış. Esas dikkat çeken tarih burasıdır ve yine bu köyde batı kesiminde ayrıca ağızlarında 500 kilodan ağır taş kapaklar bulunan birçok taştan oyulmuş mezarlar vardır. Köyün güneyinde normal Dink Taşlarının birkaç misli olan büyükçe bir dink taşı vardır. Romalılar devrinde esirlerin döndürdüğü taşlara benzer. Yine bu köyde en önemlisi kralın kızının hamamı denilenidir. Güney Batıda tam dağın yamacına Serkis’in mezarı adı verilir. Şimdi orası bağ olan Serkis’in mezarı denen yerden iyi yontulmuş yazılı veya yazısız taşların çıktığını tarih yazıyor. Bugüne kadar Türkiye’nin birçok üniversitesinden gelen öğrenciler özellikle benden Ermeni Serkis veya iranlı Serhas’ı sordular. Bunların hakkında kesin tarih bilgi belli değildir. 4’üncü Murat’ın iran’a giderken Elazığ’dan ipek yolunu kullanarak bu köye gelmiş Han Mağarasının üstündeki konaklama yerinde konakladığı da söyleniyor. Kültür Bakanlığı, Diyarbakır il Turizm Müdürlüğü, Kültür Müdürlüğü, Ergani Kaymakamlığı bünyesinde yapılan kazılarda Roma, Bizans ve Artuklu dönemine ait lahit sikke ile insan ve hayvan kemikleri ve o dönemde kullanılan araç ve gereçler bulunmuştur. Burası birçok medeniyetlere beşiklik yapmıştır. Asurlardan evvel buralarda Subarlar ve Hititler hüküm sürmüştürler. Eski tarih ve coğrafyalarda bölgenin ismi Soffanna ve ingilene olarak geçmektedir. Eskiden buralarda madencilik ve toprak eşya imalatı çok ileri imiş. Son zamanlara kadar bir ev odası büyüklüğünde şaraplar çok mutebermiş leziz ve kaliteli. Rusya’ya gönderildiği dahi söyleniyor. Hilar sadece bu gördüğünüz köy değil. Hilar, Kikan, Girisor, Hendekin’e kadar ucuca. 20 km. uzunluğunda bir şehir yıkıntısı devam ediyor. Ben buraları Ergani Belediyesi Başkanı Fesih Yalçın’ın temin ettiği araçla bir bir karış karış dolaştım. Hendek köyünde Acemler yaşamış. iranlılar bu harabelerde tarihin devrinde rastlamak mümkündür. Kızılca, Kızılyamaç buralarda harabeler var. Bunların Enüş Peygamber tarafından kurulduğu, Hz. idris’in burada yaşadığı, ilk yazının onun tarafından burada ve ilk defa onun tarafından elbise dikildiği, yine onun burada ilk defa demiri erittiği yerli efsaneler arasındadır. Efsaneler tarihe kaynak olamazsalar da yine de gerçek payı olabilir. Madencilik, Maden Amedi Kalhana köyünde (Bakır) Gisgis köyü Zülküfül köyü dağının Kuzey Batı eteklerinde Altın Hilar’da cam, Gıresorda Demir madenleri işletildiği söylenir. Ergani yeri itibarıyla hakim bulunduğu Gevran Ovası ve civar dağlarda daha birçok tarihi höyük ve şehir harabeleri de vardır. Bunlar ilçeden itibaren ilçeye bağlı köylerdir. Tulhuzur, Tilkadi, Tilhum, Zengetirl, Kertil, Akçakale, Cingişi, Emledin, igimli, Giryan, Sultantepe, Kalhane hövükleriyle Gomayık, Bervan, Aynato, Kılleş, şimdi belde olmuş Şölen, Tayan, Hilar, Kikan, Keksan, Hendekin’de acemler yaşamış. Bu saydıklarım şehir harabelerinin olduğu yerlerdir. Hilar’da tarım insanın üretime başlamasının tarihi yaklaşık olarak M.Ö. 7000 yıllarını belirtiyor ve arkeolojik bulgular insanın yerleşik düzene ilk kez bu tarihte Çayönü tepesinde bulunan yerleşim yerinde geçtiğini ortaya koyuyor. Tarımın üretime ilk başladığı yer, hayvanların ilk evcilleştirildiği yer Hilardır. Arkeolojik kazıların yapıldığı yer ve bu yerden görünen Hoşat Ovası ile Zülküfül Peygamber Makam Dağı görülüyor. Yabani buğday, arpa, mercimek, nohut ve benzeri bitkilerin tarıma ilk kez burada başlanmış. Yabani koyun, keçi ve sığırın evcilleşmesi bu köyde başlamış. ilk peynir mayasının bu köyde atıldığını söyleniyor. Neolotik çağ deyişine kadar insanlar çıplak olarak yaşamış. O zaman iklim yumuşak Mekke ve Medine gibi kış yokmuş. Sonradan iklim değişmiş havalar soğuk olunca insanoğlu çakmak taşından ve yıldırım düşmesinden ateşi bulmuş. Ateş çakmak taşında gizlidir eğer taş çakılırsa kıvılcım çıkar çakılmazsa ateş gizli kalır. Hz. Lokman(a.s.) ateşin buluşundan sonra hayatlarında değişme başlamış. Neotik yeni taş çağından önce avladıkları hayvanların etlerini çiğ yedikleri için burada yaşayan insanlar 20 – 30 – 35 yaşına kadar yaşıyorlarmış, 40 – 50 yaşı zor görenler olurmuş. 40 yaşına gelmeden ölen insanların kafasını ayrı, gövdesini ayrı gömüyorlarmış. Burada ölen insanların hastalığının adını kimse bilememiş. Şimdi aynı hastalığın Manisa’nın Turgutlu ilçesine bağlı Sinirli Köyünde de görüldüğü ulusal basında da yer aldı. Kaynak:1- Şevket Baysanoğlu’nun(Bütün cepheleriyle Diyarbakır) adlı eserinden, 2- islam Ansiklopedileri(D-E) Fasikülleri, 3- Kara Amit(Diyarbakır Tarihi), 4- Diyarbakır Tarihi (Barsı Konyarın), 5- Hayat Ansiklopedileri(D-E) Fasikülleri, 6- Ergani Kitabı Enver Atılgan, Yaşar Hekimoğlu 1967, 7- Tüm yönleriyle Şerafettin Güneli.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Diyarbakır'da EKAY’ın 2’inci etabı başlayacak
Diyarbakır'da EKAY’ın 2’inci etabı başlayacak
Bilgievi ve Akademi Liselerde kayıtlar devam ediyor
Bilgievi ve Akademi Liselerde kayıtlar devam ediyor