Bir şehrin geleceği, yapılacak binalarla değil; yetiştirilecek insanlarla kurulur.
Yollar asfaltla kaplanır, duvarlar tuğlayla örülür; fakat bir şehrin yarını, gençlerin zihninde ve yüreğinde şekillenir.
Uzun yıllar boyunca bu şehir, gençlerini dinlemedi.
Gençler de şehri…
Arada sessiz bir mesafe oluştu.
O mesafe büyüdükçe umut daraldı, yön kayboldu.
Bugün artık o mesafeyi kapatma zamanıdır.
Erganili gençler ilmek ilmek kendi geleceklerini kendileri dokurken yanlarında bulunmak, destek olmak ve onlara omuz vermek gerekir.
Çünkü Ergani’nin en büyük zenginliği toprağı, taşları ya da konumu değil; genç insan gücüdür.
Bu güç doğru yönlendirilmediğinde savrulur, yalnız bırakıldığında kaybolur, ihmal edildiğinde küser.
Ama rehberlik edildiğinde; bir şehri ayağa kaldıracak iradeye dönüşür.
Yeni bir gelecek, kendiliğinden gelmez.
Onu inşa etmek gerekir.
Ve bu inşanın ustaları, bugünün gençleridir.
Onlara yalnızca “ne yapacaklarını” değil, “neden yapacaklarını” da anlatmak zorundayız.
Aksi hâlde sadece kalabalıklar üretiriz; karakter değil.
Spor, bu noktada güçlü ama tek başına yeterli olmayan bir araçtır.
Sporun değeri, kazandığı skorlardan çok; kazandırdığı disiplin, sabır ve sorumluluk duygusudur.
Bir gencin takım arkadaşına güvenmeyi öğrenmesi, kurallara uymayı içselleştirmesi, emeğin karşılığını görmesi…
Bunlar sahadan taşarak hayata karışır.
Ancak sporun dönüştürücü gücü, ancak doğru rehberlikle anlam kazanır.
Gençlere yalnızca forma vermek yetmez; yön de vermek gerekir.
Sadece alkışlamak değil, gerektiğinde uyarmak;
Sadece başarıyı değil, yenilgiyi de nasıl taşıyacaklarını öğretmek gerekir.
Gençlerin ihtiyacı olan şey; gençlere karşıdan konuşmak değil, onlarla yan yana yürümektir.
Öğüt veren değil; örnek olan bir duruş…
Yasak koyan değil; yol açan bir anlayış…
Bugünün büyük sorumluluğu tam da buradadır.
Kimlik dediğimiz şey, ezberlerle değil; deneyimle oluşur.
Bir genç, kendini değerli hissettiği yerde kök salar.
Bir şehir, gençlerine söz hakkı verdiğinde büyür.
Bu nedenle toplumun geleceği, gençleri merkeze alan bir vizyonla şekillenmelidir.
Bugün atılacak her adım, yarın kurulacak düzenin temel taşıdır.
Eğer bugünün gençlerini sadece izleyici yaparsak, yarının seyircisi oluruz. Onları sürecin öznesi hâline getirmek zorundayız.
Bu şehrin yarını cesaretli, ahlaklı, üreten ve sorumluluk alan bir gençlikle mümkündür.
Bu gençliği yetiştirmek, bir kurumun ya da bir grubun değil; hepimizin ortak görevidir.
Bu toplumda bir şeyler değişecekse, bu değişim gürültüyle değil; bilinçle olacaktır.


